”…kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum.Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum .Kafamda, hiçbir şeyle değişmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana herşeyden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdendire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum.Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bi hal aldığımı tasavvur edemezsiniz.Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum.
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
(Kaynak: enbuyukhayalimkaravan)
Herkes sessizlikte yaşadığımı sanıyor.Bu doğru değil.Kafamın içi herzaman seslerle dolu ve hiç susmuyor.Ancak yazdığımda biraz olsun rahatlayabiliyorum.
Copying Beethoven
Hepimiz “kronik vakit yetmezliği” yaşıyoruz.
Öyle ki, yaşamaya bile vaktimiz yok.
(Kaynak: maesselame)
Eskiden dünyada,
görünüşte dağınık ama iç dünyaları
derli toplu insanlar vardı.
Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu
ama iç dünyalardı dağınık.
Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez.
(Kaynak: kameredd)
"Uzaktan seviyorum seni.
Kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan,
yüzüne dokunamadan.
Sadece seviyorum."
-(Kaynak: uyananiziksinler)


